Hava Durumu

#Doktor

Yeni Marmara Gazetesi - Doktor haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doktor haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahar Aylarında Kurdeşene Dikkat! Haber

Bahar Aylarında Kurdeşene Dikkat!

Halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtiker, en çok bahar aylarında görüldüğünü belirten uzmanlar, çeşitli uyaranlara bağlı olarak gelişen bir rahatsızlık olan ürtikerin kısa sürdüğü gibi uzun bir süre de devam edilebildiğini söyledi.   Besin kaynaklı ürtikerin 90 dakikada kendini gösterdiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uzm. Dr. Gülbiye Güler, bahar aylarında özellikle solunum yollarıyla vücuda alınan polenlerinürtikere yol açtığını söyledi. Uzm. Dr. Gülbiye Güler, "Ürtiker daha derin dokuları tutarsa buna anjiyoödem denir. Bunda dudaklarda, göz kapaklarında, el ve ayak tabanlarında şişmeler meydana gelir. Deri dışında sindirim sistemi ve solunum yolları tutulumu olursa karın ağrısı, midede dolgunluk hissi gelişir. Solunum yollarında ise seste çatallanma hissi, yutkunurken takılma hissi, nefes darlığı ve hastada panik hali görülür. Anjiyoödemde hayati tehlike olabildiğindenacil müdahale gerektirir. Çok nadiren de anafilaksi ve hipotansiyon oluşabilir’’ dedi.  Bazı antibiyotiklerin, ağrı kesici, antiinflamatuvar ve kas gevşeticiler ile radyo kontrast maddelerin en sık ürtiker yapan nedenler arasında yer aldığını aktaran Uzm. Dr. Gülbiye Güler, "Özellikle ileri yaşta olan kişilerde sık gelişir ve ürtikerde ilaçlar mutlaka sorgulanmalıdır. Çocuk ve genç yaş gurubunda daha sık görülür. Besin alındıktan 90 dakikalık süre içinde genellikle gelişir. Paketli gıdalar, süt ve süt ürünleri, balık ve deniz ürünleri, yumurta, fındık, fıstık, çilek, muz, kivi, domates, çikolata ve baharatlar ürtiker yapan en sık karşılaştığımız gıdalardır’’ diye konuştu.  Akut ürtiker tedavisinde temel ilacın antistaminikler olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Gülbiye Güler, "Akut atak nedeni belirlenebilirse bu tetikleyici faktör uzaklaştırılmalıdır. Antistaminik tedaviye yanıt vermeyen ürtikerlerde sistemik kortikosteroidler genellikle etkili olabilmektedir. Bazı olgulardahistamin 2 blokerleri kullanılabilir. Nadiren fototerapi ve kalsiyum kanal brokerleri kullanılabilir. Plazmaferez, İVİG ve kronik immünospresif tedavi verilebilir. Anjiyoödem tablosu varsa ve larinks tutulumu belirgin olan hastalarda antihistaminik ve sistemik kortikostoroid tedavisine cevap alınamıyorsa, anafilaktik şok riski nedeni ile sistemik adrenalin kullanılması gerekebilir. Fiziksel ürtikerlerin tedavisinde sürtünme, sıcak, soğuk, su ve güneş gibi etkenlerin uzaklaştırılması ile ürtiker kontrol altına alınabilir. Gıda ve gıda katkı maddelerinin ürtikeri tetikleyeceği belirtilerek diyet günlüğü tutması önerilebilir. Şüpheli besinlerin uzaklaştırılması diyeti yararlı olabilir. Uyku bozukluğu ile giden ürtikerlerde antidepresanlar da kullanılabilir. Yerel tedavide ılık veya soğuk banyo, duşlar, soğuk yaş pansuman sınırsız önerilir. Mentole benzer ferahlatıcı, kaşıntı dindirici losyonlar kullanılabilir" şeklinde konuştu. 

Polen Alerjisine Dikkat! Haber

Polen Alerjisine Dikkat!

Havaların ısınmaya başladığı bu günlerde polen alerjisine dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Bu mevsimde özellikle mevsimsel alerji dediğimiz polen alerjilerinde belirgin bir artış görüyoruz" dedi.   Hastaların daha çok hapşırma burun, geniz akıntısı, gözlerde sulanma, kaşıntı kızarıklık gibi şikâyetlerle geldiği belirten Özlü, polen alerjisi olanların çok çiçekli, yeşillik alanlarda bulunmamaları tavsiyesinde bulundu.  "Mevcut tedavilerle alerjiyi kontrol altına alabiliyoruz"  Mevcut tedavilerle hastalığın kontrol altına alındığını kaydeden Özlü, "Havalar ısınıyor, havaların ısınmasıyla beraber ağaçlar yeşermeye, çiçeklenmeye başladı. Bu dönemde aslında hepimizin içi ısınıyor yaşam sevincimiz artıyor. Ama diğer taraftan alerjisi olan hastalarımız, alerji mevsimi geliyor diye kara kara düşünmeye başlıyor. Bu mevsimde özellikle mevsimsel alerji dediğimiz polen alerjilerinde belirgin bir semptomlarda artış görüyoruz. Bu hastalar daha çok hapşırma, burun akıntısı, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma, kaşıntı kızarıklık gibi şikâyetlerle ya da astımı varsa nefes darlığı, öksürük hırıltılı solunum balgam çıkarma gibi şikâyetlerle gelebiliyorlar. Gerek gündüz gerek gece şikâyetlerde artış oluyor. Alerji mevsiminde bu hastalarımız önceden yaşamışlarsa ve kendilerinde alerjik nezle ya da alerjik astım tanısı konmuşsa bu mevsim öncesinde mutlaka hastalıklarını kontrol altına almaları lazım. İlaçlarını düzenli kullanmaları lazım. Eğer şikâyetleri varsa, mevcut almakta olduğu tedaviler yetersiz geliyorsa bu dönem için o tedavilerini yeniden güncellenmesi tekrar değerlendirilmesi gerekiyor. Elimizdeki mevcut tedavilerle alerjiyi kontrol altına alabiliyoruz. Dolayısıyla bu mevsimi, alerjisi olmayan insanlar gibi rahatlıkla huzurla mutlulukla geçirebilirler yeter ki dikkatli olsunlar tavsiyelere uysunlar. Özellikle polenlerin uçuştuğu lodos ve rüzgârlı havalarda sabah vakitlerinde, polen alerjisi olan hastalarımızın açık havada olmamalarını tavsiye ediyoruz. Çok çiçeklik, yeşillik alanlarda bulunmamalarını tavsiye ediyoruz" dedi.  Yeşil alanlarda gezinmenin alerjiyi tetiklediğini kaydeden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Yeşil alanlarda, bağ bahçe, kırsal çiçek olan ya da park ve bahçe gibi yerlerde vakit geçirildiğinde olabiliyor. Daha çok tozlaşan ağaçlar ve çiçeklere bağlı ortaya çıkan bir alerji bu. Bazen mevsimsel değişikliklere bağlı olarak havadaki nem ya da sıcaklığın değişimine bağlı olarak funguslar ev tozu akarlarının yoğunluğu da değişebiliyor. Onlara bağlı da çıkabiliyor" diye konuştu. 

Gizli Kalpte Kritik Yaş 40  Haber

Gizli Kalpte Kritik Yaş 40 

Son zamanlarda artan kalp krizi vakalarını değerlendiren Doruk Sağlık Grubu Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Yurtdaş, gizli kalp rahatsızlığına dikkat çekerek, "Gizli kalp erken dönemde tanı konulmazsa ani kalp krizine dayalı ölümle sonuçlanabilir" dedi.   Karadeniz müziğinin dev sesi Volkan Konak’ın (58) ani kalp krizi sebebiyle sahnede vefat etmesi, 6 ay önce sanatçı Metin Arolat’ın 52 yaşında yine kalp krizi sebebiyle hayatını kaybetmesinin ardından halk arasında bilinen "gizli kalp" hastalığı gündeme geldi. Doruk Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Yurtdaş, gizli kalp hastalığını değerlendirdi.  Son dönemlerde gündemde yer alan ani kalp krizine dayalı vefatların ana sebebini ilgili kişilerde kalp rahatsızlığı şikayetlerinin olmaması ya da olan şikayetlerin önemsenmemesi olarak değerlendiren Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Yurtdaş, "Bu belirtiler bize gizli kalp rahatsızlığını işaret ediyor. Gizli kalp erken dönemde eğer tanı konulmazsa kendini ani kalp ölümü şeklinde gösterebilir. Böyle bir tablonun görülme riski yüzde 20’dir. Gizli kalp problemi olan her beş hastanın birinde maalesef tanı konulmadığı için ani kalp ölümü ile karşılaşmaktayız" dedi.  "Erken tedavi hayat kurtarır"  Prof. Dr. Yurtdaş, ani kalp krizi sonrası ölümle kendini göstermeyen durumlarda zamanla kalp yetmezliği ya da ritim bozukluğu rahatsızlığının da görülebileceğini belirterek, "Erken tanı burada çok önemli. Erken zaman içerisinde tanı konulursa tedavi süreci de o kadar erken olabilir. Gizli kalp genetik olmaktan öte kişinin şikayetleri hissetmemesi veya tansiyon ve şeker hastalığı gibi durumlarda ağrı hissetmemesinden kaynaklanabilir. Bu hastalara erken dönemde tanı koyulması için mutlaka düzenli olarak doktor kontrolünde muayene olmalarında fayda vardır. Bir kişide gizli kalp olduğunu anlayabilmenin yolu ilk olarak ilgili kardiyoloji uzmanına başvurmasıdır. Yapılacak tetkik ve tahliller sonucunda bu hastalığı teşhis edebiliriz" ifadelerini kullandı.  Gizli kalpte kritik yaş 40  Gizli kalp hastalığında çoğu zaman hastaların tipik herhangi bir kalp şikayeti (göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi) yaşamadığını ifade eden Yurtdaş, "Hastaların bazıları ise yaşadıkları karın ağrısı, terleme, lokal el, kol veya çene ağrısı gibi şikayetleri kalp ile ilgisi olmadığını düşünerek önemsemezler. Her yaşta görülebilmesine rağmen esas olarak 40 yaşından itibaren karşılaşmaktayız. Gizli kalp hastalığının tedavisi bu hastalığın tanısını koymakla başlar. Tanı konduktan sonra aşikar kalp hastalığı olarak kabul edip tedaviye başlarız. Öncelikle bir muayene ve sonrasında yapılacak tetkikler ile tanı koyarız. Tanı konduktan sonra mutlaka koroner anjiyografi yaparak kalp damarlarını görüntüleriz ve gerekirse balon ve stent kullanarak tedavi ederiz" diye konuştu. 

Ani Ölümlerde Kalp Krizleri En Yaygn Sebep Olarak Öne Çıkıyor Haber

Ani Ölümlerde Kalp Krizleri En Yaygn Sebep Olarak Öne Çıkıyor

Öncesinde hiçbir işaret vermeksizin gerçekleşen ani ölümlerde kalp krizleri en yaygn sebep olarak öne çıkıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hatice Kemal, bilinçli bir yaşam tarzı ve düzenli sağlık kontrolleri ile kalp hastalıklarının büyük ölçüde önüne geçilebileceği uyarısında bulundu.   Kalp krizinin belirtileri kişiden kişiye değişebilse de en sık karşılaşılan belirtiler arasında göğüste sıkışma, yanma veya baskı hissi, sol kola, çeneye, boyuna veya sırta yayılan ağrı, nefes darlığı, baş dönmesi ve bayılma hissi, soğuk terleme, mide bulantısı ve kusma yer alıyor. Doç. Dr. Hatice Kemal, bu belirtilerden bir veya birkaçının hissedilmesi durumunda zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanın hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.  Doç. Dr. Kemal, ani kalp krizlerinin herhangi bir ön belirti göstermeden gelişebileceğini ve ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. Doç. Dr. Hatice Kemal, "Özellikle koroner arter hastalığı olan bireylerde, damar tıkanıklığının aniden oluşması kalp kasının yeterli oksijen alamamasına ve dakikalar içinde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir. Bu tür ani krizler, müdahale edilmezse kişinin hayatını kaybetmesine sebep olabilir. Bu nedenle, risk faktörleri taşıyan bireylerin kalp sağlığını düzenli olarak takip ettirmesi ve herhangi bir şüpheli durumda hızlı hareket etmesi büyük önem taşır" ifadesini kullanıyor.  Kalp krizi esnasında ne yapılmalı  "Kalp krizi esnasında doğru ve hızlı hareket etmek hayat kurtarıcı olabilir" hatırlatmasını yapan Doç. Dr. Kemal, "Böyle bir durumda öncelikle acil servisi aramak, profesyonel sağlık ekibine haber vermek en önemli adımdır. Kişi mümkün olduğunca hareket etmemeli ve sakin kalmaya çalışmalıdır. Vücudu zorlamamak için oturur pozisyonda beklemek önerilir. Bilinci kapanan ve nabzı alınamayan bir kişiye kalp masajı uygulanmalı, eğer kişi nefes almıyorsa acil yardım ekibi gelene kadar kalp masajına devam edilmelidir" diyor.  Kalp hastalıklarının büyük bir bölümü önleyici tedbirler ve düzenli kontroller sayesinde erken teşhis edilebilir. Doç Dr. Hatice Kemal, özellikle ailede kalp hastalığı öyküsü olanlar, yüksek tansiyon, diyabet veya yüksek kolesterol problemi yaşayanlar, sigara ve alkol kullananlar, stresli ve düzensiz bir yaşam sürenler, obezite veya hareketsiz yaşam tarzına sahip bireylerin düzenli kardiyolojik muayeneden geçmesi gerektiğini vurguluyor. Rutin kardiyolojik kontroller kapsamında ise EKG, efor testi, kan testleri gibi tetkiklerin yapılıyor. Böylece olası riskler erken dönemde tespit edilerek gerekli önlemleri almak mümkün olabiliyor.  Kalp hastalıklarından korunmak mümkün mü  Kalp hastalıklarını önlemek için sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenin önemine vurgu yapan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hatice Kemal, "Beslenme düzeninde Akdeniz tipi beslenme modeli benimsenmeli, sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar tüketilmelidir. Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz yapmak kalp sağlığını korur. Tütün ürünlerinden ve aşırı alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. Kronik stres, kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğinden, meditasyon ve yoga gibi stres yönetimi teknikleri uygulanmalıdır. Kaliteli ve yeterli uyku, kalp sağlığı için hayati önem taşımaktadır" uyarılarında bulunuyor.  "Kalp hastalıklarından korunmak için önleyici sağlık tedbirlerini almak ve düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemek gerekir" ifadesini kullanan Doç. Dr. Kemal, "Ani kalp krizleri, herhangi bir ön belirti göstermeden aniden gelişebilir ve ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, risk faktörleri taşıyan bireylerin kalp sağlığını düzenli olarak takip ettirmesi ve herhangi bir şüpheli durumda hızlı hareket etmesi büyük önem taşır" uyarısında bulunuyor. 

Kalp Krizine Dikkat! Haber

Kalp Krizine Dikkat!

 Erken teşhis ve doğru müdahalelerle kalp krizine bağlı ani ölümleri önlemenin mümkün olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Cemal Sağ, "Özellikle 40 yaş üstü bireylerin, ailesinde kalp hastalığı olanların ve risk faktörleri taşıyan kişilerin mutlaka düzenli muayene olması gerekiyor. Basit bir EKG, efor testi, sanal anjiyo ya da anjiyografi ile damar tıkanıklıkları erken dönemde tespit edilebilir" dedi.   Modern yaşamın getirdiği stres, düzensiz beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı, kalp ve damar hastalıklarını artırarak ani ölümlerin en büyük nedenlerinden biri haline getiriyor. Ancak erken teşhis ve doğru müdahalelerle kalp krizine bağlı ani ölümleri önleme mümkün. Medical Park Ordu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Cemal Sağ, kalp sağlığını korumanın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.  "Risk faktörlerine dikkat"  Kalp krizine bağlı ani ölümlerin, genellikle önceden belirti vermeyen sessiz ilerleyen damar tıkanıklıkları sonucu meydana geldiğini dile getiren Prof. Dr. Sağ, "Hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, aile öyküsü ve hareketsiz yaşam gibi risk faktörleri, kalp damar hastalıklarının temel nedenlerindendir. Bu faktörleri kontrol altına almak, riski önemli ölçüde azaltır" diye konuştu.  "Erken anı hayat kurtarır"  Düzenli kardiyolojik kontrollerin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Sağ, "Özellikle 40 yaş üstü bireylerin, ailesinde kalp hastalığı olanların ve risk faktörleri taşıyan kişilerin mutlaka düzenli muayene olması gerekiyor. Basit bir EKG, efor testi, sanal anjiyo ya da anjiyografi ile damar tıkanıklıkları erken dönemde tespit edilebilir" ifadelerini kullandı.  "Sağlıklı ve dengeli beslenin"  Kalp krizine bağlı ani ölümlerin önüne geçmek için alınması gereken önlemleri sıralayan Prof. Dr. Sağ, şu önerilerde bulundu:  "Sağlıklı ve dengeli beslenin, aşırı tuz ve yağ tüketiminden kaçının. Düzenli egzersiz yaparak kalbinizi güçlendirin. Sigara ve alkolden uzak durun. Stresten mümkün olduğunca kaçının ve uyku düzeninize dikkat edin. Düzenli sağlık kontrollerinizi aksatmayın."  "Kalp masajı hiç bırakılmamalı"  Kalp krizi anında hızlı müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Sağ, "Eğer bir kişi kalp krizi geçirerek bilincini kaybeder ve nefes almaz hale gelirse, vakit kaybetmeden 112 Acil Servis aranmalı ve hemen kalp masajına başlanmalıdır. Kalp masajı hiç bırakılmamalı, sağlık ekipleri gelene kadar ritmik şekilde devam ettirilmelidir. Zamanında ve doğru yapılan kalp masajı, hastanın hayatta kalma şansını önemli ölçüde artırır" diye konuştu. 

Gebelikte Kimyasallardan Uzak Durun Haber

Gebelikte Kimyasallardan Uzak Durun

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Emre Sertel, gebelik sürecinde dikkat edilmesi gereken noktaları anlatarak, anne adaylarına önemli uyarılarda bulundu. Sezaryenin bir doğum yöntemi değil, yalnızca tıbbi bir zorunluluk halinde uygulanması gereken bir ameliyat olduğunu söyleyen Sertel, "Sezaryen hiçbir zaman ilk tercih olamaz" dedi.  Kocaeli Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Emre Sertel, gebelik sürecinde anne adaylarının dikkat etmesi gereken noktalar, gebelik dönemindeki riskler ve doğum seçenekleri hakkında açıklamalarda bulundu. Normal doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Sertel, sezaryenin ancak tıbbi bir zorunluluk halinde uygulanması gerektiğini belirtti.  "Gebelik bir hastalık değil"  Gebelik sürecinde anne adaylarının nasıl hareket etmeleri gerektiğine değinen Dr. Sertel, "Gebelerimiz öncelikle bilmelidirler ki, gebelik bir hastalık değil. Gebelerimiz öncelikle normal hayatlarına devam etmeliler. Tabii ki iki canlı oldukları için bazı şeylere dikkat etmeleri gerekmektedir. Örneğin beslenmelerine dikkat etmeliler. Susuz kalmamaları, hijyen konusunda duyarlı olmaları gerekmektedir. Bunların arkasından rutin tedavilerini aksatmadan devem etmelidirler. Rutin hayatlarında olduğu gibi sporlarına devam edebilirler. Ancak gebelerimize önerdiğimiz, gebeliğe uygun sporlar yapmaları. Ağır egzersiz ve ağır işlerden kaçınmalılar" dedi.  "Saç boyama gibi herhangi bir kimyasala maruz kalmayın"  Bu dönemde beslenmeye de dikkat edilmesini ifade eden Sertel, "Beslenme konusunda da dikkat etmeleri gereken hususlar var. Bizler biz ilaç olarak vermiş olsak da kendilerinin bu konuya dikkat etmeleri gerekecektir. Bu süreçte haftada birden fazla balık tüketmelerini istemiyoruz. Konserve gıdaları tüketmelerini istemiyoruz. Ne olduğu belli olmayan çeşitli tarım ürünlerini, ilaçları kullanmalarını önermiyoruz. Biz bu nokta da hekimlerine danışmadan herhangi bir ilaç kullanmalarını istemiyoruz. Bunların dışında gebeliğin ilk 3 ayı bebeğin en hassas olduğu, organlarının geliştiği en önemli dönem olduğu için bu dönemde saç boyama gibi herhangi bir kimyasala maruz kalmalarını da istemiyoruz. Yine de bu konu da şüpheleri olan ya da merak ettikleri farklı şeyler olduğunda muhakkak hekimlerine danışmalarını istiyoruz" diye konuştu.  "Süreç iyi takip edilmeli"  Gebelik sürecinde belirli risklerin ortaya çıkabileceğini belirten Dr. Sertel, şu bilgileri paylaştı:  "Anne adaylarımız, gebelik haftasına göre düzenli olarak doktor kontrolüne gitmelidir. Rutin kontrollerde bazı riskler tespit edilebilir. Bunun için ikili test, dörtlü test, detaylı ultrason ve şeker yükleme testi gibi taramalar yapılır. Eğer bir risk tespit edilirse, perinatologlar bu durumu değerlendirir ve gerekli görülürse tanı testleri (amniyosentez, kordosentez gibi) uygulanır. Ancak her risk tespit edilen gebede mutlaka bir sorun çıkacak diye düşünmemeliler. Doktorlarıyla birlikte süreci takip etmeleri önemlidir"  "Sezaryen ameliyattır"  Normal doğumun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Sertel, sezaryenin bir doğum yöntemi değil, tıbbi bir müdahale olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sertel, "Sezaryen bir doğum biçimi olarak görülmemeli. Çünkü sezaryen bir ameliyattır. Bizlerde kadın doğum hekimi olarak, hastalarımızda herhangi bir risk tespit ettiğimizde, normal doğumun bebeğe veya anneye bir zarar vereceğini düşündüğümüz durumda hastalarımıza bizlerde sezaryen uyguluyoruz. Ancak sezaryen hiçbir zaman ilk tercih olamaz. Sezaryen doğumun bir tercih olarak sunulması aslında gebelerimizin normal doğumdan duyduğu korkudan kaynaklanıyor. Bu nedenle gebelerimize gebelik süreci boyunca bu korkularını aşmaları için ebe polikliniğimiz var. Gebelerimizin normal kontrollerine geldiğinde ebe polikliniğinde doğum yapacakları ebeleri tanıyarak gidermelerini istiyoruz. Bunun dışında 20. gebelik haftası ile birlikte gebelerimizi gebe okullarına alarak, burada ki deneyimli ebe ve doktorlarla bir araya gelerek doğum öncesi, doğum ve doğum sonrasına hazırlamak için gebelerimizle bir araya geliyoruz ve burada eğitimler düzenliyoruz. Bu kaygıları yendikten sonra normal doğumdan korkmalarını gerektirecek bir şey yok. Normal doğumun faydaları var. Anne normal hayatına daha hızlı dönüyor, anne bebek ten tene teması hem bebek için hem de annenin psikolojik iyileşmesi için çok önemli" ifadelerini kullandı.  "Korkuya kapılmayın"  Doğum sonrası süreçle ilgili de bilgi veren Dr. Sertel, annelerin doğumdan sonraki ilk iki saat boyunca kanama takibine alındığını ve ardından bebekleriyle birlikte servise alındıklarını belirtti. Lohusalık sürecinin sağlıklı geçmesi için gebe okulunda verilen eğitimlerin büyük avantaj sağladığını söyleyen Sertel, "Gebelerimizi lohusalık sürecine hazırlamak için daha önce gebe okuluna katılmışsa burada aldığı eğitimlerle anne bir sıfır önde başlamış oluyor. Ancak bu eğitimleri almadıysa yine korkuya kapılacak bir şey yok bizim burada deneyimli bebek hemşirelerimiz var. Bu hemşire hanımlar, annelerimize emzirme, bebeğin bakımı gibi konularda yardımcı oluyor. Anne taburcu olana kadar alması gereken tüm eğitimi kendisine sağlamış oluyoruz.  Gebe okulundaki eğitimlere babayı da alıyoruz. Babaya da yapması gerekenleri bizzat kendisine öğretiyoruz" şeklinde konuştu.  Uzmanından babalara uyarı  Baba adaylarının da gebelik ve doğum sürecinde önemli bir rol üstlendiğini belirten Sertel, "Babalar anneye büyük bir destek vermeli. Birçok konuda anneye yardımcı olarak onun gebeliği boyunca üzerinde bir miktar yükü alabilir. Doğuma hazırlık sürecinde anneye moral verebilir. Baba adaylarının da çok endişeli olmalarını anlayabiliyoruz ama bu endişeleri anneye yansıtmamaları gerekiyor. Sadece doğum öncesi ve doğum değil, doğumdan sonra da bebeğin bakımı annenin bakımı konusunda babalara da büyük iş düşüyor. Bu nedenle baba adaylarına da eğitimler veriyoruz. Gebe okullarında yalnızca anne adaylarına değil, baba adaylarına da rehberlik ediyoruz" dedi. 

"Evde sağlık hizmeti ekipleri anneme kendi anneleri gibi bakıyor" Haber

"Evde sağlık hizmeti ekipleri anneme kendi anneleri gibi bakıyor"

Karaman'da, Ramazan Bayramı'nda da evde sağlık hizmetleri verilmeye devam ediliyor.  Yaşlı, kronik rahatsızlığı nedeniyle yatağa bağımlı veya yürüyemeyecek kadar engelli hastaların tıbbi takiplerini evlerinde yapan Evde Sağlık hizmetleri ekipleri, Ramazan Bayramı'nda da görev yaptı. Bu çerçevede, Karaman Evde Sağlık Hizmetleri ekipleri, 97 yaşındaki Ayşe Evren'i evinde ziyaret ederek, rutin kontrollerini gerçekleştirdi, tıbbi ihtiyaçlarını karşıladı.  "Hastalarımızın tıbbi ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılıyoruz"  Evde Sağlık Birimi Sorumlusu Dr. Enes Coşkun, evde sağlık hizmeti alan hastaların tıbbi ihtiyaçlarını kesintisiz karşıladıklarını söyledi.  Coşkun, evde sağlık hizmetinin özellikle hareket kısıtlılığı olan ve hastaneye ulaşmakta güçlük çeken bireyler için büyük bir kolaylık sağladığını belirterek, "Bayram günlerinde de hastalarımızı yalnız bırakmamak bizim için bir sorumluluk. Ekiplerimiz, hastalarımızın tıbbi ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak için gece gündüz çalışıyor. Bundan sonrada Karaman halkına kaliteli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz" dedi.  "Kendi annelerine bakar gibi bakıyorlar"  Ayşe teyzenin oğlu Nazım Faruk Evren ise sağlık çalışanlarının her koşulda kendilerine hizmet için hazır olduğunu belirterek, "Evde sağlık ekibi annemize adeta kendi anneleri gibi ilgi gösteriyor. Onların sayesinde hiçbir zaman yalnız hissetmiyoruz. Her aradığımızda yanımızdalar ve ihtiyaçlarımızı en iyi şekilde karşılıyorlar. Böyle bir hizmetin sunulmasından dolayı çok mutluyuz ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.  Evde sağlık hizmeti alan 97 yaşındaki Ayşe Evren'de sağlık ekiplerine ilgilerinden dolayı teşekkür etti.  "Karaman'da 500'ün üzerinde kişi evde sağlık hizmeti alıyor"  Karaman İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Serkan Yurdakul evde sağlık hizmetlerinin hastaneye ulaşmakta güçlük çeken bireyler için büyük kolaylık sağladığını söyledi.  Karaman'da bin 500'ün üzerinde evde sağlık hizmeti alan hasta bulunduğunu belirten Yurdakul, "Ekiplerimiz, yıl boyunca hastalarımıza yaklaşık 25 bin ziyaret gerçekleştirmektedir. Vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve onların yaşam kalitesini artırmak için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Bu süreçte büyük bir özveriyle çalışan evde sağlık birimi personelimize de teşekkür ediyorum. Onların fedakarlıkları sayesinde hastalarımıza en iyi şekilde hizmet sunmaya devam ediyoruz "dedi. 

Kanserde Moral Çok Önemli  Haber

Kanserde Moral Çok Önemli 

Bursa'da kanseri yenen ve kanser ile mücadele eden hastalar, hekimleriyle moral etkinliğinde gönüllerince elendi. Kanserde, tıbbi tedavinin kadar, motivasyon ve moralinde önemli olduğunu gözler önüne serdi.  Bursa'daki hastanenin onkoloji bölümünde kanserle mücadele eden ve kanseri yenen hastalar, Kanser Haftası'nın yaklaşması nedeniyle doktorlarıyla birlikte bir motivasyon etkinliğine imza attı. Türk sanat ve halk müziği parçalarını dinleyerek ve hareketli parçalara dans ederek eşlik eden hastalar unutulmaz hatıralar biriktirdi.  Pankreas kanserini atlattı sıra karaciğerde  Pankreas kanserini yenen Recep Tamernoca, "Yaklaşık bir buçuk yıldır Prof. Dr. Nilüfer Avcı ve Uzm. Dr. Ziya Yaşar kontrolünde tedavilerim devam ediyor. 10 aylık bir süreç içinde pankreas kanserini, kemoterapiler ve radyoterapilerle atlattım. Şu an karaciğerimde görünen ufak kitle var. Üç aylık bir kemoterapi daha planlandı. Kanserde en önemli şey moral. Bu etkinlik moral açısından çok olumlu oldu" dedi.  Bize motivasyon kaynağı oldu  Böbrek rahatsızlığı bulunan ve böbreği alınarak şu anda kemoterapi gören Hülya Esenbutur, etkinliğin çok iyi olduğunu belirterek, "Böbrek rahatsızlığım vardı, böbreğim alındı. Şu an kemoterapi görüyorum. Bugün bizim için bu etkinlik çok güzeldi. Çok güzel bir motive kaynağı oldu. Hastane yönetimine çok teşekkür ediyorum. Çok eğlendim, çok mutlu oldum ve moral buldum" diye konuştu.  Kanserde moral çok önemli  Etkinliğin mimarı Medicana Bursa Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Nilüfer Avcı, "Bugün, merkezimizde tedavi gören hastalarımız ve onlara refakat eden hasta yakınları için bir moral ve motivasyon etkinliği düzenledik. Müzik, aslında sağlık alanında tedavi amaçlı uzun yıllardır, hatta yüzyıllardır kullanılmaktadır. Dolayısıyla biz de ruha dokunmak amacıyla bu tarz etkinliklere önem veriyoruz ve destekliyoruz. Hastalarımız aslında bu etkinlikte başlangıçta şaşırdılar, ama hepsi çok sevdi. Hastalığı yenenler de bunu bir kutlama gibi algıladı" şeklinde konuştu. 

Bayramda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları Haber

Bayramda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları

Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, bayramda sağlıklı beslenmenin püf noktalarına dikkat çekerek, sofralarda yemek konusunda ‘aşırı ısrarcı tutumlarla’ başa çıkmanın önemine vurgu yaptı.   "Bayram sofraları sevdiklerinizle keyifli anlar paylaşmanın bir parçası olsa da aşırı ve dengesiz beslenme mide rahatsızlıklarından kan şekeri dalgalanmalarına kadar birçok sağlık sorununa yol açabilir" diyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, bayramda sağlıklı beslenmenin püf noktalarına dikkat çekti.  "Bayram sevinciniz gölgelenebilir"  Sofralarda yemek konusunda ‘aşırı ısrarcı tutumlarla’ başa çıkmanın önemine vurgu yapan Diyetisyen Özbingül Arslansoyu, "Bayram sofralarında dengeli beslenme zorlaştı. Bu durum gaz, şişkinlik, hazımsızlık, mide bulantısı, baş ağrısı, şeker ve tansiyon yükselmesi gibi sağlık sorunlarına yol açarak bayram sevincini gölgeleyebilir" dedi.  Arslansoyu, bayram sofralarında uzun süre vakit geçirmenin farkında olmadan fazla yemek tüketimine yol açabileceğini belirterek, bu nedenle besin seçiminde dikkatli olunması ve porsiyon kontrolüne özen gösterilmesi gerektiğini vurguladı.  "Hafif bir kahvaltı ile güne başlayın"  Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini belirten Arslansoyu, "Kahvaltı öğünü kesinlikle atlanmamalı, ziyaretlere aç karnına gidilmemeli" dedi. Gün içinde geleneksel tatlılar ikram edileceği için kahvaltıda reçel, şeker gibi tatlı besinlere yer verilmemesi gerektiğini anımsatan Arslansoyu, "Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş et ürünlerinden kaçınılmalı; bunun yerine süt, tam tahıllı ekmek, peynir, yumurta ve bol mevsim sebzesi ile güne başlanmalı" dedi.  "Besinleri iyice çiğneyin"  Besinlerin iyice çiğnenmesi ve sofradan aceleyle kalkılmaması gerektiğini de vurgulayan Arslansoyu, "Bayram ziyaretlerine aç karnına gitmekten kaçınılmalı, aksi halde enerji yoğunluğu yüksek besinler fazla tüketilebilir" dedi.  Öğle ve akşam yemeklerine dikkat  Öğle ve akşam yemeklerinde sağlıklı besinlere yer verilmesi gerektiğini belirten Arslansoyu, mutlaka zeytinyağlı sebzeler ve salata tüketilmesi gerektiğini belirtti. Ana yemeklerin hazırlanışına da dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Arslansoyu, "Fırın, ızgara, buğulama veya haşlama yöntemleri tercih edilmeli" ifadelerini kullandı.  "Hafif tatlıları tercih edin"  Tatlı seçiminde ise şerbetli ve ağır tatlılar yerine daha hafif alternatiflerin tercih edilmesini öneren Arslansoyu, sütlü veya meyveli tatlılar tüketilmesini tavsiye etti. Tatlılara tarçın eklenmesinin faydalarına da değinerek "Tarçın, tatlı bir baharat olduğu için besinin daha tatlı hissedilmesini sağlar ve enerji yoğunluğu düşüktür. Aynı zamanda kan şekerini dengeleyerek iştah kontrolüne yardımcı olur" diye konuştu. 

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Yeni Marmara Gazetesi En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.