Saraçhane!

Yazının Giriş Tarihi: 20.03.2025 21:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.03.2025 21:11

Ülkemizde şu günlerde yaşanan inanılması çok güç, buna karşın toplumu geren ve de zaten bir süreden beri halkı iyice fakirleştiren, ekonomiyi daha da zora sokacak bir uygulama ile, Cumhuriyet tarihinde benzerlerine rastlanmış bir dönemi yaşıyoruz. Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığındaki ısrarlı duruşu ve halktan gördüğü ilgi nedeni ile,ortaya çıkan bu can sıkıcı olayların merkezinde gariptir ki, Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim birimi Saraçhane’de yaşanıyor. Şu anda ülkenin neredeyse kalbinin attığı tek yer olarak Saraçhane bir sembol olarak gösteriliyor. Bence de bu güne çok benzer bir durum ve Saraçhane’nin hangi tarihte İstanbul Belediyesi binası haline dönüştüğünü, yaptığım uzun soluklu bir çalışmanın notları arasında buldum. Önce, şu günlerde, adaletin arandığı, mağduriyetin vurgulandığı bu sembol mekana dair yakın geçmişteki bir gelişme, benzeşme ve buna dair yorumumu vereceğim. Ardından da bu çok tehlikeli ve düşündürücü tutumun, yıllar önce de o dönemin Başbakanı Menderes’in uygulamaları ve bundan çok zarar gören muhalifi İsmet İnönü arasında geçen o günlerin karanlığını değinerek, tarihin tekerrürden ibaret olduğunu vurgulamaya çalışacağım. Önce Saraçhane’nin dönüşme hikâyesi…Bu gün en yitkili makamda oturan Recep Tayyip Erdoğan, önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş ve halkın güveninin kazanmıştı. Saraçhane dönemi onu seçmen nezdinde de öne çıkarınca, buradan Cumhurbaşkanlığı koytuğuna kadar yükselmişti. Şu anda, kendisi için en güçlü ve zorlu rakip olarak gördüğü Ekrem İmamoğlu da Saraçhane eğitiminden sonra, o yüce makama talip olmadı mı ? Dünün başarılı gençleri, bu yoldan geçtikten sonra yükseldikleri tepe noktasında demek ki farklı bir kişiliğe de bürünüyorlar. Bu günkü tartışma ve savaş da bundan çıkmadı mı ?

Şimdi oldukça geriye ve 1950 sonrasına dönerek, Saraçhane’nin yapımına bir bakalım tarihçi Ortaylı’nın penceresinden…

ORTAYLI VE SARAÇHANE YORUMU

Ülkemizin önemli tarihçilerinden İlber Ortaylı’nın Cumhuriyet’in ilk Yüzyılı adı ile yayınladığı kitabın190. Sayfasındaki Saraçhane yorumu aynen şöyle;

“Mesela Saraçhane’deki Belediye Sarayı, tam bir rezalettir. Evvela basit bir taklittir. Binanın inşası ile bölgedeki tarih tahrip edildi. Geç Roma devri kalıntıları gömüldü..En önemlisi Şehzade Mehmet Camii’ni gölgeleyecek

bir ucube ortaya çıktı.”

Galiba bu tanıma göre Saraçhane, galiba belediye başkanlığından cumhurbaşkanlığına giden bir yol olmasına karşın, sakinlerine pek de uğurlu gelmiyor. Zor günler geçirmesine de yol açıyor! Örnek Menderes. Başka bir yoruma göre de, olgunluk dönemine burada erişen politikacılar, Saraçhane çıkışı sonrası da bam başka bir kişiliğe dönüşüyor sanki !

Ben sadece bir benzerliğe bir örnek vermek ve de şu günlerde yaşadığımız ve anlam veremediğimiz bu gerginlik arasında, tarihin tekerrürden ibaret olduğunu vurgulamak istedim. Şimdi de toprak kanun mağduriyeti ile İktidar’a gelen Adnan Menderes ile, o dönemde muhalefete düşen Kurtuluş Savaşı’nın iki numaralı ismi İsmet İnönü arasındaki gerginlik ve çirkin olayların nedenlerini ortaya koyacak ve bu çatışmanın günümüz ile benzerliğine değineceğim

TAHKİKAT KOMİSYONU VE GÜNÜMÜZE BENZERLİĞİ

19 Nisan 1960 tarihli Milliyet gazetesinin manşeti şöyledir:

“Yurtta her türlü siyasi faaliyet durduruldu.”

Bu kararı alan merci Tahkikat Komisyonu’dur. Bu ilginç komisyon Başbakan Menderes’in “Adliye işleyemez hale gelmiştir” sözleri üzerine Meclis’te Demokrat Parti oylarıyla kurulmuştur. Bu ilginç siyasi değişimin iç yüzünü ve de ayrıntılarını, dönemin Ankara gazetecilerinden Emin Karakuş’un İşte Ankara kitabındaki anlatımı ile, Tahkikat Komisyonu kuruluşu öncesi değerlendirmesine de bir bakalım.

-Meydana gelen son vahim olaylar üzerine,DP İktidarı gerçekten çok bitmiş bir haldeydi.Bunun en belirgin örneği , 15 Nisan 1960 tarihinde ,DP milletvekilleri Mazlum Kayalar ve Baha Akşit imzasını taşıyan bir önerge ile ortaya çıktı. Bu önergede on beş kişilik bir ‘Tahkikat Komisyonu’ kurulması istenmekte, bu komisyonun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden ve adli mercilerden ayrıca karar almasına gerek görmeden iç tüzüğün 16. Maddesinde yer almış bulunan bütün yetkilere sahip olması, kovuşturmanın güvenlik içinde yapılmasını sağlamak amacı ile Türkiye’deki her türlü siyasal eylem ve çalışmaları durdurma da dahil olmak üzere, yeni önlemler alabilmek yetkisini elinde bulundurması ön görülmekteydi. Öneride şu noktalar üzerinde duruldu:

1-CHPliler’in yasa dışı yollarla halkı zorlamak, yasal tedbirlere direnmek, Hükümet’e idari ve adli mercilere, fiili tecavüzlere karşı teşvik ve tahrik etmek,

2-CHP’lilerin kendi partilerine mensup bazı kişileri silahlandırmak,

3-Orduyu siyasete karıştırmak,

4-‘Bizim Radyo’ adındaki komünist radyosunu CHP’ye ait bir radyo olarak göstermek suretiyle, halkı bu yayınları dinlemeye yöneltmek,

5- Gelecek seçimlerin meşruluğuna şimdiden şüphe düşürmeye kalkmak, kurulmuş ve kurulacak iktidarların aleyhine huzursuzluğa yöneltmek,

6-Hücre teşkilatıyla işleyen gizli kollar kurmaya çalışarak bu eylemleri daha etkin bir hale getirmek,

7-Aynı amaçla, yayın yoluyla faaliyette bulunarak, devletin ve toplumun ana kuruluşlarını suretiyle şantaj, baskı ve korkutmak suretiyle işlemez bir hale getirmek, gerçekleri ret ederek yalan yayınlarda bulunmak suretiyle memleketin siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamını tehlikeye sokmak.”

Tahkikat Komisyonu oluşturulmasının gereği, Menderes iktidarı tarafından bu maddeler ile özetlenmiş.

Öte yandan partilerin çalışmalarını sınırlayan bir kanun tasarısının hazırlanmakta olduğu da öğrenildi. Bu tasarıya göre , partilerin ocak ve bucak örgütleri kongre yapamayacaktı.( Cumhurbaşkanlığı adaylığı için ön seçime ne kadar benziyor değil mi ?)

İl kongrelerinin ise dört yılda bir yapılması öngörülmekteydi.Buna karşın CHP bir de bir önerge hazırlayarak, Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu.Bu önergeyle, doğrudan doğruya Başbakan Adnan Menderes hedef alınmakta, hakkında 21 maddeden dolayı kovuşturma yapılması istenmekteydi.Neydi bu komisyonun görevi, ne tür kararlar aldı?

27 Ekim 1957 seçimlerinin üzerinden 2 yılı aşkın süre geçince CHP lideri İsmet İnönü’nün Anadolu gezisinde bazı olaylar çıktı. Demokrat Parti Meclis Grubu bir bildiri yayınlayarak, CHP’yi halkı ve askeri ayaklanmayı kışkırtmakla ve bütün yurtta yıkıcı grupları kendi çevresinde toplamakla suçladı.DP muhalefeti susturmak istedi. Muhalefete karşı yeni tedbirler alınmasına karar verdi.
Alınacak öncelikli tedbir; Meclis’te “Tahkikat Komisyonu” kurulmasıydı.

Ve 18 Nisan 1960’ta Tahkikat Komisyonu kuruldu.
Tamamı DP milletvekilinden oluşan 15 üyeli komisyonun görevleri şunlardı:
Muhalefet ve basın aleyhinde ortaya atılan tüm iddiaları bu komisyon soruşturacaktı. Her türlü siyasi faaliyet hakkında önleyici karar almak; mitingleri, toplantıları yasaklamak bu komisyonunun göreviydi...

İktidar kanadı ne zaman oylarının eridiğini, ekonominin bir türlü düzelmediğini ve halktan uzaklaşıldığını gördüğünde, ilk yaptığı, en güçlü rakibini susturmak olmuştur. Bu örnekte de bunu açıkça görüyoruz. Bu gün olanlar mı ?

Tarih tekerrürden ibarettir dedik, aradan 65 yıl geçse de…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Yeni Marmara Gazetesi En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.